Hasta Bina Sendromu Bir Meslek Hastalığı mıdır?

Hasta Bina Sendromu Bir Meslek Hastalığı mıdır?

 Meslek hastalığı deyince kafamızda hep toz duman içindeki kirli, pasaklı işyerlerindeki çok kötü koşullar gelir. Ki bu bir ölçüde doğrudur da… Ancak son 2.5 yıldır hekimlik yaptığım çalışma alanındaki hasta profilindeki insanların çoğu için bu ortamlar söz konusu değil. Buna rağmen her hastaya “çalışma ortamınızda toz, duman, kimyasal vb. toksik maruziyetler var mı?” klasik soruma aldığım yanıtlar “hayır benim çalışma ortamım oldukça lükstür, plazadır” şeklinde.

Peki, her lüks çalışma ortamı, her plaza gerçekten de hastalık yapıcı potansiyeli açısından tamamen masum mudur?

Ana branşım nedeniyle doğaldır ki gelen çoğu hastada öksürük, nefes darlığı, göğüste sıkışma, boğazda-burunda tıkanıklık-kuruluk, bazen ateş, hışıltılı solunum vb. yakınmalara ilaveten genel şikayetler de oldukça fazla ifade ediliyor: halsizlik, yorgunluk, baş ağrıları, kırgınlık, konsantrasyon güçlüğü, bulantı, sinirlilik, her taraflarında ağrılar, güçsüzlük vb. yakınmalar da oldukça çok dile getiriliyor…

Peki, nedir bu durum? Sadece ben mi sık karşılaşıyorum bu tablolarla? Bu yeni bir durum mu? Hayır! Olay aslında ilk defa tüm dünyada çok katlı, tam izolasyonlu modern(?) binaların 1970’lerin sonunda çığ gibi artmasıyla başladı. Bu tarihlerde yeni inşa edilmiş konut, ofis, iş yerlerinde çalışanlarda/yaşayanlarda giderek artan sıklıkta hiçbir bilinen patolojiye yakıştırılamayan (nonspesifik) şikayet ve bulgular doktorların dikkatini çekti. O dönemde konu medyaya da yansıdı. Bu belirsiz durum medyada “ofis hastalığı” hatta kimilerince “plaza hastalığı” olarak adlandırıldı. Danimarka ve İngiltere’de bu mekanlarda çalışanlarda yapılan araştırmalar kişilerde çalışma ortamlarına bağlı ciddi etkilenmeler olduğunu gösterdiğinden konu Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) intikal etti. DSÖ yaptırdığı incelemeler sonucu yeni yapılan binaların yüzde 10-30’nun insan sağlığına zararlı olacak şekilde iç hava kirliliği sorunlarının olduğunun saptadı. Bu nedenledir ki ortaya çıkan bu klinik tablo için ilk defa DSÖ “hasta bina sendromu” (HBS) ismini kullandı.

Daha sonraki dönemlerde dünyanın birçok yerinde bu sendromla ilgili yoğun çalışmalar başlatıldı. Sendromun başlıca nedenleri olarak yapılan binalardaki havalandırma sistemlerindeki yetersizlik, binaların yapı malzemelerinden sızan kirleticiler, iç ortamlarda kullanılan malzemelerdeki kimyasalların sorumlu olduğu saptandı. 

Çalışanlarda yapılan değişik çalışmalarda saptanan şikayet ve bulgular işe oldukça geniş bir yelpazede: Nedeni izah edilemeyen öksürük, nefeste tıkanma, astım benzeri tablo ya da astımı olanlarda sık ataklar, baş ağrısı, yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu, gözlerde-burun ve boğazda kuruma, baş dönmesi, mide bulantısı, ciltte kuruma, kaşıntılar, kaslarda, eklemlerde her taraflarında ağrılar, uyuşmalar, karıncalanmalar, kokulara duyarlılık, kişilik değişiklikleri, sinirlilik, ağlama krizleri, paranoya ya da depresyon benzeri psişik tablolar, sık bronşit, antibiyotiklere cevap vermeyen sık zatürre…

Benzer yapıdaki farklı binalarda kişisel faktörlerden bağımsız olarak HBS’yi düşündüren sağlık şikayetleri ortaya çıkmaktadır. Klima sistemiyle havalanan binalarda çalışanlarda doğal havalandırmalı ortamlarda çalışanlara göre bu şikayetler daha fazla görülmektedir. Isınma, ventilasyon ve aydınlatması tamamen ileri teknoloji ile sağlanan binalarda da HSB klinik bulguları görülebilmektedir. Organik uçucu bileşikler başta olmak üzere bu tip binalarda değişik kimyasallara maruziyet doğal ventilasyonu olanlara göre daha sıktır. Kadın çalışanlar erkeklere göre daha fazla bu binalardan etkilenmektedirler. Çalışma ortamında kağıt tozları, sigara dumanı, fazla bilgisayar-fotokopi makinası bulunması sağlıkla ilgili şikayetleri daha da arttırıyor. Çalışma ortamı sıcaklığının 23 derece santigratın üzerinde olması; kişi başı taze hava ventilasyonunun dakikada 20 litrenin altında olması, binanın temizliğine dikkat edilmemesi, su temin sisteminin sağlam olmaması gibi nedenler de HBS bulgularının artmasına neden olmaktadır.

Daha sonraki dönemlerde yapılan bazı çalışmalarda HBS’nin kişilerde somut bulgularının tek bir hastalık başlığı altına toplanamaması nedeniyle bina ile ilişkili hastalık (building related disease) (BİH) tanımlaması yapıldı. 

Tekrarlayan solunum yakınmalarının mesleki astım ya da astım ataklarının ortaya çıkmasına neden olması bir hastalık kategorisi olarak kabul edildi. Aynı şekilde binadaki klima sisteminde üreyen mikroorganizmalara bağlı ortaya çıkan atipik zatüre (lejiyonella); tekrarlayan ateş yakınmaları; akciğerlerde alerjik zatüre (extrensek alerjik alveolit) tabloları tanımlandı. Hatta tekrarlayan organik uçucu kimyasallara bağlı kanserler de tanımlandı… 

Şimdi de başlıktaki sorunun cevabını bulmaya çalışalım.

Sorunun yanıtı hem evet, hem de hayırdır. Evet, çünkü HBS ya da BİH meslek hastalığı tanısının tıbbi ve yasal ulusal, uluslararası tanımlamalara uymaktadır. Yani bu tablonun nedeni açıktır ki çalışma ortamındaki koşullar, riskler ve etkenlerdir. Bu etkilenmeler tekrarlama özelliği göstermekte ve de kişide geçici ya da kalıcı aşikar hastalık belirti ve bulguları ortaya çıkmaktadır.

Sorunun ikinci yanıtı “hayır”dır çünkü bunu kayda alacak bir sağlık sistemimiz yoktur. Mevcut meslek hastalıkları bildirim ve kayıt sistemimiz SGK üzerinden yapıldığından; maluliyet-tazminat odaklı olduğundan bugün için pratikte maalesef bu mümkün değildir. Ancak gelecekte bu sorunların da tartışılabileceği günleri görebilirsek, çalışma yaşamındaki sağlık sorunlarının kişilerin malul olmaları beklenmeden saptanma sistemi oluşturulabilirse mümkündür. Bunun için de her meslek hastalığı /işle ilgili hastalığı SGK’ya şutlama huyumuzdan vaz geçmemiz gerek.

Sağlık sunucusu otoritemizin çalışma yaşamındaki tehlike ve risklerin hastalık yapıcı potansiyellerini görünür kılacak bir “tıbbi meslek hastalıkları kayıt-bildirim sistemi” oluşturması gerekir ki bu mümkün olabilsin… (İA/HK)

Kaynaklar:

Burge PS. Sick Building Syndrome. Occup Environ Med 2004; 61:185-90

Joshi SM. The sick building syndrome. Indian J Occup EnvironMed 2008;12(2):61-64 doi: 10.4103/0019-5278.43262

* http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2796751/ (erişim tarihi: 28.08.16)

WHO. Indoor air quality: biological contaminants. WHO regional publications. European series no.3 who, 1990:1-54

*https://www.epa.gov/sites/production/files/2014-08/documents/sick_building_factsheet.pdf 

Hemen bilgi alın!

Copright @ 1998 -2015 - AB Teknik Hizmetler Ltd. Şti.